in ,

Yok Artık! Minnoş Cool

Fi Çi Pi Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!

Fi Çi Pi…

Son günlerde kimse bu 3 kelimeyi ağzından düşürmüyor. Uzun süre çok satanlar listelerinden düşmeyen kitapları, şimdiyse oyuncuları ve dizi sektöründe çığır açan yapımıyla gündemde yer kaplayan Fi, Çi, Pi  üçlüsüne dair her şeyi öğrenebileceğiniz bir dosyayı sizler için hazırladık. Bu dosyada neler neler var, gelin bakalım.

Azra Kohen Kimdir

Azra Kohen Pi

Azra Kohen Çi

Azra Kohen Fi

Fi Dizi Karakterler

Fi Dizi

Nedir bu Fi, Çi, Pi?

Kulağa oldukça hoş ama bir o kadar da merak uyandırıcı gelen bu 3 kavram ardında oldukça derin anlamlar besliyor. Matematikten felsefeye, fizikten edebiyata kadar pek çok farklı alanda kendine yer edinen bu kavramlara gelin teker teker göz atalım.

Altın Oran: Fi

Fi kelimesi hayatınıza gireli kısa süre olmuş olsa da, emin olun Fi’nin kendisi doğduğunuz günden beri hep sizinle. Çevrenizde bulunan bir çiçekte, yanından geçtiğiniz bir mimari yapıda ve hatta kendi vücudunuzda.

Altın oran; doğada sayısız canlı ve cansızın şeklinde veya yapısında bulunan, yüzyıllardır kendine bilimde, sanatta, mimaride yer bulmuş, uyum açısından en etkin boyutları verdiği düşünülen geometrik ve sayısal özel bir orandır.

Güzel gördüğümüz, estetik dediğimiz her şeyde altın oran fi’den izler bulmak mümkün. Üstelik bu özel oran eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş bir sayı. O günden beri de Fi (phi) sayısı olarak biliniyor.

Matematiksel olarak 1,618 sayısına denk gelen bu sayıyı doğada çok farklı noktalarda görmemiz mümkün. Üstelik bu sayı doğada sadece daha estetik görünümleri denk değil, aynı zamanın doğanın dengede kalabilmesine olanak sağlar.

Hemen buna bir örnek verelim. Arı kovanlarında yaşayan dişi arı sayısı erkek arı sayısına bölündüğünde her zaman aynı sayı bulunur; 1,618

Bir başka örneği ise yeşil doğadan verebiliriz. Doğada karşınıza çıkan hiç bir yaprak birbirinin üstüne binmez ve belli bir oran çevresinde yan yana dizilir. Bu da mevcut yaprakların hepsinin aynı miktarda güneş ışığı görmesine olanak sağlar. İşte o oran, altın orandır.

Tarihin Derinliklerinden Bugüne!

Tarihin her anında altın oran kendi izini bırakmıştır. Ancak altın oranın sayısal değerinin bulunması için 12.yy’la gelinmesi gerekiyordu. Bu sayıyı ortaya çıkartan isimse ünlü Fibonacci dizisine adını veren, İtalyan matematikçi Leonardo Fibonacci. Fibonacci, bir gün tavşan çiftliği bulunan bir arkadaşıyla tavşanların yavrulaması üzerine konuşurken, en az iki aylık tavşanların yavruladığını öğrenmiş. Bu ilgi üzerine konuşmaya başlayan iki arkadaş, bir çift tavşanla yola çıkıldığında kaç ay sonra kaç tavşanın olacağı konusunda fikir yürütmeye başlamışlar. Bunu bir matematik formülü ile açıklamaya çalışan Fibonacci, hangi ayı bulmak istiyorsak ondan önceki iki ayı toplayıp sonuca ulaşmamız gerektiği sonucuna ulaşmış. Böylece ortaya meşhur Fibonacci dizisi çıkmış.

“0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, 4181…”

Eeee nerede altın oran bunda derseniz, dizide bulunan herhangi bir sayıyı kendinden önce gelen sayıya bölmeyi deneyin.

Evet, çıkan sonuç 1,618 olacak.

“Bir insanın tüm vücudu ile göbeğine kadar olan yüksekliğinin oranı, bir pentagramın uzun ve kısa kenarlarının oranı, bir dikdörtgenin uzun ve kısa kenarlarının oranı, hepsi aynıdır. Bunun sebebi nedir? Çünkü tüm parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın küçük parçaya oranına eşittir.”

Pisagor

Leonardo da Vinci ve Fi

Sanattan, bilime kadar pek çok farklı alanda eser üreten Leonardo da Vinci’de altın oranın büyüsüne kapılan isimler arasında yer alıyor. Leonardo da Vinci, 1509’da Luca Pacioli’nin yayımladığı İlahi Oran adlı bir çalışmaya resimleriyle katkı sağlamış. Bu kitapta Leonardo da Vinci tarafından yapılmış Beş Platonik Cisim adlı resimler bulunmaktadır. Bir küp, bir Tetrahedron, bir Dodekahedron, bir Oktahedron ve bir Ikosahedronun resimlerinin hepsinde altın oran ön plana çıkıyor.

Aynı zamanda Vinci’nin meşhur tablosu Son Yemek’de de altın oranı görmek mümkün. İsa’nın ve havarilerin oturduğu masanın boyutlarından, arkadaki duvar ve pencerelere kadar fi sayısını kullanan ressamın tablosunu bu kadar  güzel ve estetik yapan da budur.

Altın Oran’ı Nerelerde Görebilirsiniz?

1.Ayçiçekleri

Ayçiçeğinin merkezinden dışarıya doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayılarının birbirine oranı altın orandır.

2.Mısır Piramitleri

Günümüzde hala daha nasıl yapıldığının sırrı çözülemeyen mısır piramitlerinde de her bir piramitin tabanının yüksekliğine oranı altın oranı verir.

3.İnsan Kafası Ve Vücudu

İnsan kafatasında ve vücudunda altın orana sık sık rastlanan noktalar bulunmaktadır. Bu oranlar arasında boy-bacak boyu, göbek omuz arası-göbek bel arası gibi oranlar bulunuyor.

4. İnsan Yüzü

Mutlaka farklı kaynaklarda yüzünü altın orana kavuşturmaya çalışan insanların estetik maceralarına denk gelmişsiniz. Altın orana sahip bir yüzün dünyanın en güzel insanı olacağına dair yaygın bir inanç vardır. Çünkü güzelliğiyle bizleri büyüleyen pek çok insanın bu orana sahip olduğu bilinir. Elbette yüzün her noktasının bu orana uyması mümkün değildir.

5.Mona Lisa

Mona Lisa’da altın orandan nasibini alanlar arasında.

6.Çam Kozalağı

Çam kozalağındaki taneler kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın tepesindeki başka bir sabit noktaya doğru spiraller (eğriler) oluşturarak çıkarlar. İşte bu eğrinin eğrilik açısı altın orandır.

7.Deniz Kabuğu

Deniz kabuğunun yapısı incelendiğinde bir eğrilik tespit edilmiş ve bu eğriliğin tanjantının altın oran olduğu görülmüştür.

8.Mimar Sinan Eserleri

Eserleriyle mimari dünyasını büyüleyen Mimar Sinan’da bir çok eserinde bu altın oranı kullanmış. Süleymaniye ve Selimiye Camileri’nin minarelerinde altın oranı bulmak mümkün.

Hayat Enerjisi Çi

Çi, Çin kültüründe ve felsefesinde oldukça etkili olan kavramdır. Hayat gücü, hayat enerjisi olarak bilinen bu kavram bir çeşit spiritüel enerjiyi temsil ediyor.

Çin kültürünün tabiat felsefesine göre,dünya çi’den oluşmuştur. Çi bir çeşit hava, buğu veya nefes olarak tanımlanmaktadır. Evrenin ve doğanın en temel maddesi olan bu enerji hayata dair tüm enerjiyi içerisinde taşımaktadır. Çin mitolojisine göre; çi’nin arı ve hafif kısmı yukarıya yükselerek gökyüzünü (yang çi) yaratmış, ağır kısmı da aşağıya çökerek yeryüzünü (yin çi) yaratmıştır.

Çi, yani hayat enerjisi bedenlerimizde dolaşan bir enerjidir. Bu enerji farklı tekniklerle kontrol edilebilir. Üstelik bu kontrol edilebilen enerji tedavi amaçlı da kullanılabilir.

Eğer ki Uzakdoğu dövüş kültürüne ve sporlarına aşinaysa ne demek istediğimizi daha kolay anlayacaksınızdır. Çünkü dövüş sanatlarında bu enerjinin karında toplandığına ve toplanan enerjinin kullanılarak kişinin dövüşebileceğine inanılır.

Çi’nin Yer Aldığı Kültürler

Değişik kültürlerde bu enerjiye benzeyen enerji tanımları bulunmaktadır. Hatta Çi’nin etimolojik kökeni ile diğer kültürlerdeki benzer ifadelerin etimolojik kökenleri arasında benzerlik de bulunmaktadır. Örneğin Çi’nin nefesle ilişkilendirilmesine benzer şekilde ruh kelimesi de nefesle sık sık alakalı olarak anılmaktadır. Pek çok Ortadoğu dininde ve mitolojisinde de  hemen hemen dünyadaki her şeyin bir ruhu olduğuna inanılır.

Çi ve Organ Saatleri

Çi kendine geleneksel tıbbi tedavilerde de yer bulmaktadır. Bedende farklı enerji kanalları boyunca akan, Çi denilen bir hayat enerjisi olduğuna inanılır. Farklı rahatsızlık belirtilerinin Çi’nin bu hareketinin engellenmesi, dengesizleşmesi ve bozulmasının bir sonucu olduğuna inanılır. İşte farklı tedavilerle Çi’nin yeniden dengelenmesi sağlanır. Üstelik geleneksel tıb tedavilerinde Çi’nin organlarda aktif olduğu saatler olduğuna inanılır. Örneğin, akciğerler gece 03.00-05.00 arası, kalp 11.00-13.00 arası aktif olarak Çi enerjisiyle dolu.

Gizemli Sayı Pi

Pi, yani 3,14  hepimizin bildiği bir sayı. Her yıl 14 Mart tarihinde kutlanan özel Pi günü, en uzun kaç basamağının ezberlendiğine dair yapılan yarışmalarla her zaman gündemde olan bu sayının tarihi de en az Fi ve Çi kadar eski.

Pi sayısının nasıl ve kim tarafından bulduğu kesin olarak bilinmiyor. Ancak tarihin oldukça eski medeniyetleri tarafından, farklı coğrafyalarda kullanıldığı bilinen pi sayısının tarihi önemi tartışılmaz. Babil uygarlığından, Orta Doğu ve Akdeniz uygarlıklarına kadar pek çok medeniyette izine rastlanan Pi, farklı sayılarla ifade edilse de, tüm sayılar 3,14′ e yakınsamaktadır.

Π sembolünün kökeni ise Yunan alfabesine dayanmaktadır. Yunan alfabesinin 16. harfi olan Pi, aynı zamanda Yunanca çevre (çember) anlamına gelen “perimetier” kelimesinin de ilk harfidir.

İsviçreli matematikçi Leonard Euler, 1737 yılında yayınladığı eserinde, daire çevresinin çapına oranına tasvir etmek için bu sembolü kullanmıştır. Leonard Euler’den öncede bu sembolü kullanan matematikçiler olsa da,Euler’den sonra gelen, tüm matematikçiler bu sembolü benimsemiştir.

Pi’yi Farklı Kılan Ne?

Matematik dünyasında pek çok önemli sabit sayı bulunmaktadır. Ancak Pi bu sabitler içerisinde en popüler olanlardan biridir. Bunun sebebi ise oldukça eskiden beri bilinen bu sabitin herhangi bir kuralı izlemeyen ondalık açılımı.

Hatta sonsuza kadar giden ondalık açılım Pi sayısını pek çok insan için ilgi çekici yapmaktadır. Bu konudaki rekor Pi’nin ilk 67 890 rakamını ezberleyen Lu Chao’ya aittir. Guinness Dünya Rekoru olarak kayda geçen ve Lu Chao’nun bu rakamları söylemesi olayı toplamda 24 saat 4 dakika sürmüştür. 2006 yılında Akira Haraguchi adında bir Japon genç Pi’nin 100000 rakamını ezberlediğini iddia etmiş olsa da bununla ilgili resmi bir kayıt bulunmamaktadır.

Üstelik Pi kendine sadece matematikte değil popüler kültürde ve edebiyatta da büyük yer edinmiştir. İngilizce’de Pilish denilen bir yöntemle pi sayısı şiir ve yazı yazma sanatıyla bir araya getirilmiştir. Şiirde arka arkaya gelen her kelimedeki harf sayısının pi sayısında yer alan sayılarla eş olması anlamına gelen bu yöntemle yazılmış pek çok eser bulunmaktadır. Bu yöntemle yazılmış en uzun metin 2010’da yayınlanan “Not A Wake” kitabında yer almaktadır ve Pi’nin ilk 10 000 rakamına denk gelmektedir.

Sonsuz Kadar Gidiyor

Pek çok felsefi metinde sabitliğin içinde saklı olan sonsuzluğu temsil eden Pi’nin şu an kadar hesaplanabilmiş 2 trilyon 700 milyar rakamı bulunuyor. Üstelik bu rakam sadece şu güne kadar hesaplanabilmiş olan halidir.

Pi Şarkısı

İşte karşınızda Pi ile yazılmış olan bir şarkı

Azra Kohen Kimdir?

Fi,Çi ve Fi’yi tanıdık. Şimdi sıra Azra Kohen’i ve Azra Kohen’in Fi, Çi ve Pi’sini tanımakta.

Hepimiz Azra Kohen’i Fi, Çi ve Pi ile tanımış olsak bile aslında Azra Kohen uzun yıllardır başarılı bir kariyere sahip. 1979 yılında İzmir’de doğan Azra Kohen, Sarızeybek soyadıyla hayatına başladı. Üniversite eğitimi için İstanbul’a gelen ünlü yazar, İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünden mezun olduktan sonra eğitim hayatına Kanada’da Ottawa Üniversitesi’nde devam etti. Üçüncü Dünya Ülkelerine Yardım Ekonomisi bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Azra Kohen, Liverpool Üniversitesi’nde Davranış Bilimleri alanında kariyerine devam etmiştir. İyi derecede İngilizce ve İtalyanca bilen Kohen, öğrenmenin hayatında  oldukça önemli bir yeri olduğunu da sık sık dile getirmekte.

2001 yılında Sadok Kohen ile evlenen Kohen’in, 2009 yılında dünyaya gelen bir erkek çocuğu dünyaya getiren Kohen’in özel hayatı hakkında çok şey bilinmemekte.

Azra Kohen’i tanımamızı sağlayan, ilk eseri olan Fi ilk olarak 2013 yılında Goa Basım Yayın tarafından Akilah yazar ismi ile basılmıştır. İkinci ve sonraki basımlar Destek Yayınları tarafından Ağustos 2014 ve sonrasında basılmaya devam edilmiştir. İkinci kitap olan Çi ise ilk olarak Destek Yayınları tarafından Temmuz 2014’te basılmıştır. Son olaraksa serinin üçüncü kitabı Pi’yi yazan yazarın bu kitabı da  Temmuz 2015’te Destek Yayınları tarafından 50.000 adet olarak gerçekleştirilmiştir.

Piyasaya çıktığı ilk dönem çok satanlar listesinden düşmeyen ve edebiyat dünyasını ikiye bölen 3 kitabın ardından yazar, 2016 yılının sonunda da Aaden isimli kitabını yayınladı.

Azra Kohen’ini Daha İyi Tanımak

Fİ, Çi, Pi kitaplarını basit birer aşk romanı olarak değerlendirmek mümkün değil. Çünkü kitaplar Azra Kohen’in varoluşcu düşünce biçimini ve hayat felsefesinin birer yansıması olarak yazılmış. Azra Kohen’i bizden çok daha iyi anlatacak biri varsa o da kendisidir. İşte Kohen’i daha iyi tanımak için izlemeniz gereken bir röportaj.

Gördüğünüz üzere Azra Kohen yaşadığımız dünyada ki algılarımızın çok daha ötesine gitmemiz gerektiğine inanıyor. Yazarın başka bir röportajında dile getirdiği ifadeleri ise sizler için yazıya döktük:

“Güzelliğin peşinden gidiyoruz, güzellik algısı bizi yöneten birşey. Güzellik algısını sadece objeye indirgememek gerekiyor. Birşeye bakıyoruz ve güzel olarak algılıyoruz ve oraya kitleniyoruz. Ve bu çok ilkel bir güdü. Çünkü ona gereğinden fazla zaman ayırdığınızda o sizin odağınız oluyor ve bu çok tehlikeli. Zamanını, parasını, eğitimini ve tüm algısını güzelliğe adamış insanlar var. Bu odak bizim bu gezegene gelme nedenimizi gölgeliyor. Hayatımızı yanlış şeyin üzerine kuruyoruz.

Bu dünyaya bir geliş sebebimiz var. Her an kendimizle yüzleşiyoruz, ancak bu yüzleşmenin analizini yapmıyoruz. Günde en az bir saat hayatımızdaki olguları, bakın olayları demiyorum, düşünmemiz gerekiyor. Bunun için de merakımızı ayıklamamız lazım. Neyi merak ettiğimiz çok önemli, çünkü merak ettiğimiz şey bizleriz.Biz sürekli medyadan suratımıza vurulan, bize merak ettirilmeye çalışılan şeyleri düşünüp, merak ediyoruz. Bunu aşmalıyız.Düşündükçe gelişiyoruz, işte bu bizi insan yapıyor.”

Azra Kohen’in Fi’si

“Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır. Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.”

Kohen, verdiği bir röportajda Fi’nin yazılış amacını şu sözlerle anlatıyor:

”Çaresizlik ve ihtiyaç. Çaresizlikten doğdu Fi. İzlemek zorunda bırakıldığım adaletsizliği engelleyebilmek için o kadar çaresizdim ki nerdeyse savaşa girecektim ve sonunda savaştığım o iğrenç şeye dönüşüp kesinlikle kaybedecektim, çünkü savaşlar savaşılarak kazanılmıyor, maalesef o kadar kolay değil. Ve ihtiyaçla büyüdü Fi, çünkü yazdıkça bir terapi gibi onardım kendimi.”

Karakterleri Tanıyalım

Can Manay

Kitabın ana karakterlerinden biri. Ülkenin en ünlü ve zengin psikoloğu olan Can Manay takıntılı karakteriyle ön plana çıkıyor. Televizyonlarda program yapıyor ve özel seanslarında kendine özgü tarzıyla ünlü. İstediği ve açlığını çektiği şeyi elde etme pahasına her şeyini gözden çıkaracak kadar hırslı biri olan Can Manay, Fi’nin temsil ettiği altın oranın peşinden koşuyor. Hatta kitapta yeni inşaa ettirdiği evi altın orana uygun bir şekilde tasarlattığını söylemek mümkün.

Duru

Hikaye Duru’nun etrafında gerçekleşiyor. Hayattaki tek hayalı başarılı bir dansçı olmak olan Duru oldukça azimli ve hırslı bir balerin. Aynı zamanda kitaba adını veren altın oranın beden bulduğu bir karakter. Can Manay’ın ilk görüşte aşık olduğu Duru, Deniz’le birlikte.

Deniz

Duru’nun okulunda hocalık yapan bu karakter oldukça idealist bir karakter. Duru olan aşkı ve idealleri arasında gelgitler yaşayan Deniz, aynı zamanda Can Manay’ın önündeki en büyük engel.

Özge Egeli

İnatçı ve özgüvenli karakteriyle ön plana çıkan Özge bir gazeteci. Hayattaki en büyük emeli Can Manay’ın sırrını açığa çıkarmak olan Özge, aynı zamanda ikinci kitaba adını veren Çi’nin de temsil edildiği karakter.

Bilge

Oldukça talihsiz koşullarda hayata Merhaba diyen Bilge, Can Manay’ın psikoloji öğrencisi karakteriyle karşımıza çıkıyor. Kitapta ve dizideyse Can Manay’ın hayatının en kritik anlarında önemli görevler üstleniyor.

Azra Kohen’in Çi’si

“Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekâyla dizayn edilmiştir. Yapman gerekeni yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan hayat çok acıtır, anlaman için hırpalar, yorar. Seni sen yapabilmek için ne gerekirse yapmaya hazırdır.

Asla rahat bırakılmazsın.
Öylesine, anlamsız varolmazsın.
Mutluluğa saklanamazsın.
Öyleyse acına sahip çıkmalısın!Çünkü acı, bilginin bedene inmesidir.
Bilgiyi bedene indirmeli, olman gereken şeye dönüşmelisin.
Bu kitap ‘kendine gelmek’ için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu seks, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur.
Hayatı değil sistemi yaşadığımızı fark edenler, harakete geçmek için işaret bekleyenler, umursamayanlara karşı umursayanlar, hissedemeyenlere karşı hissedenler adına ve kendi tekamülünde kaybolmuşlar için yazılmış, dengeye adanmıştır.
Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.”

İşte bu sözlerle anlatılır Azra Kohen’in Çi’si. Kitabın karakterlerinden Özge’yi daha fazla ön planda gördüğümüz bu kitapta, Can ve Duru’yu daha iyi tanıyoruz. Fi ve Pi arasında bir köprü görevi gören kitap, içimizde yer alan hayat enerjisini ve varoluş nedenimizi daha iyi kavramımıza karakterler üzerinden yardımcı oluyor.

Azra Kohen’in Pi’si

“Şimdi itiraf zamanı!
İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum.
Adlarını Fi ve Çi koydum.
Can Manay’ın Duru’ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,
Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz’le anlatmaya çalıştım sana…
Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim.
Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi’deydi asıl anlatmak istediklerim.
Çaresizdim. Vazgeçemezdim.
Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim.
Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.
Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.
Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını
Özge anlatsın sana,
Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini
Can’dan dinle,
Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu
Bilge’de gör,
Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını
Duru’yla anla,
Ve Deniz’in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil,
Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ’e.

Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.”

Pi, serinin son kitabı olarak karşımıza çıkıyor. Sonsuz dünyanın kurulduğu, varoluşuna uygun olan sonsuz bir dünyaya erişilen bu kitap içerisinde yer alan zengin müzik önerileriyle de ön plana çıkıyor.

Bonus

Kitapta yer alan şarkıların bir araya getirildiği bu müzik listesine göz atmak isteyeceğinize eminiz.

Fi’nin Dizi Dünyasına Girişi

Fi’nin önlenemeyen yükselişi dizisinin çekilmesiyle de taçlandı. Daha proje aşamasındayken bile hem kitabın hayranlarını, hem de şu güne kadar kitabın kapağını açmamış olanları heyecanladıran Fi dizisi gündeme bomba gibi düşmeyi başardı.

Türkiye’de yeni bir kavram olan çevrimiçi dizi platformu olan puhutv üzerinden yayınlanmaya başlayan Fi, izleyicilerinin bedava erişimine açık.

Fi’nin Dizi Sektörüne Direnişi

Eserleri senaryoya uyarlayan isim Nükhet Bıçakçı. Dizinin yapımcılığınıysa Ay Yapım, yönetmenliğini de Mert Baykal üstlenmiş durumda. Başrollerini Ozan Güven, Serenay Sarıkaya, Mehmet Günsür, Berrak Tüzünataç ve Büşra Develi’nin paylaştığı dizi oldukça yenilikçi bir yaklaşıma sahip.

Nasıl mı?

Öncelikli olarak dizi sadece online olarak yayınlanıyor ve ortalama olarak 60 dakika. Bu son zamanlarda reklamlarla birlikte 180 dakikaya erişen diziler ve bu sektörde çalışan insanların isyanına oldukça olumlu yanıt veren bir durum. İşte bu nedenledir ki, Fi dizisinin galası sektörden pek çok başarılı ismi bir araya getirdi. Üstelik tüm isimlerin ortak bir temennisi vardı;

“Umarım bizim çektiğimiz dizilerde bu kaliteye ve bu uzunluğa bir gün sahip olur”

Dizinin galasını aşağıda yer alan linkten izlemek mümkün. Videonun 20. dakikasından itibaren dizi oyuncularının diziyle ilgili verdikleri röportajları izleyebilirsiniz.

Dizinin sadece internet üzerinden yayınlanıyor olması ve oldukça az miktarda reklam arasına sahip oluşuysa izleyici için bir başka kolaylık.

Seranay Sarıkaya’da bu nedenle yaptıkları işin “daha yaratıcı, daha özgürlükçü ve daha cesur” olduğunu vurguluyor.

Mehmet Günsur ise  “yaptıkları işin derdini daha iyi anlattığını ve her sahnenin kaliteli” olduğunu belirtior.

Ozan Güven ise yaptıkların işte bir misyon üslendiklerini vurguluyor. Ona göre Fi, “yeni bir kapı açıyor” dizi sektörü için.

Dizi Kitabı Yansıtıyor Mu?

Elbette bir kitaptan esinlenerek film veya diziye dönüştürülen eserler her zaman için okuyuculara bekleneni vermiyor. Kimi zaman “kitabı harika bir şekilde uyarlamışlar” denilirken, kimi zaman”kitap çok daha güzeldi, bu dizi hiç olmamış” yorumları da yapılabiliyor. Fi ile ilgili bu farklı yorumlarda şimdiden yapılamaya başlandı bile. Kesin bir kanıya varmak mümkün olmasa da, genel olarak dizinin kitabın hayranlarından tam puan aldığını söylemek mümkün.

Kitapta yer almayan bazı karakterlerin dizide dahil olmasına, dizi senaryosunun kitapla birebir bir şekilde gitmemesine rağmen pek çok kitap okuyucusu dizinin bir başyapıt olduğunu söylüyor.

Kitabına okumadan diziye başlayan pek çok kişi ise dizinin, “Türkiye’de çekilmiş en iyi diziler” arasında kendine yer bulduğunu belirtiyor.

Dizi Ne Günler Yayınlanıyor?

İşte Fi’yi diğer dizilerden farklı kılan bir başka özellik daha. Dizinin ilk 3 bölümü ve 4,5 ve 6. bölümleri iki hafta aralıkla 3 bölüm şeklinde yayınlandı. Yani bir oturuşta 3 bölümü izlemek mümkün kılındı.

7,8 ve 9. bölümlerinden bu şekilde yayınlanması beklenirken, Serenay Sarıkaya’nın attığı bir tweet sonrasında ricası kırılmadı ve dizinin 7. bölümü 8 ve 9. bölümden önce yayınlandı. 13 bölüm olması planlanan dizinin sonraki bölümlerinin ne zaman ve nasıl yayınlanacağı ise merak konusu.

Çi ve Pi’nin Dizisi Çekilecek Mi?

Şimdiden hem dizinin, hem de kitaplarının hayranlarının en sık sorduğu sorulardan biri de işte bu: Çi ve Pi’de senaryolaştırılacak mı? Yapımcılar henüz bu soruya cevap vermiş değil. Üstelik Fi dizisinin kitap akışından daha farklı gitmesi ve diğer kitaplarda yaşanan gelişmelere de yer vermesi de soru işaretlerini arttırıyor. Belki de Fi çatısı altında farklı sezonlarda kitap serisinin hikayesine yer verilebilir.

Fi 2. Sezon Ne Zaman Başlayacak?

Dizinin 2. sezonu aylardır heyecanla bekleniyor. En sonunda Puhu TV’den sevindirici haber geldi. Fi’nin ikinci sezonu 9 Kasım’da seyirciyle buluşacak.

Emoji olarak umarız hazırladığımız bu dosya hem Fi, Çi, Pi’yi, hem de Azra Kohen’in yarattığı evreni daha iyi tanımanıza yardımcı olmuştur. Sizlerin yorumlarınızla yapacağınız katkıları heyecanla bekliyoruz. 😉

Okuduğuna değdi mi?

3 points
Upvote Downvote

Total votes: 9

Upvotes: 6

Upvotes percentage: 66.666667%

Downvotes: 3

Downvotes percentage: 33.333333%

Yazar Defne Yaman

1991 yazında oldukça sıcak bir günde İzmir’de doğdu. Üniversite uğruna geldiği Ankara’da çakılıp kalmış olsa da halinden mutlu. Bir yandan hayatta en sevdiği şeylerden biri olan yazı yazmaya “Emoji” çatısı altında devam ederek “Editör” koltuğunda otururken, bir yandan da akademik işler peşinde koşuyor.☺️

Yorumlar

Yorum Bırak
  1. Biliyorsunuz Çin felsefesinde Feng Shui adı verilen bir inanış var. Bu inanışa göre evimizi belli kurallara göre ve belli nesnelere göre dekore etmemiz gerekiyor. Çi bu noktada oldukça önemli. Çünkü mekandaki nesneleri yerleştirirken mekanin Çi enerjisine ve dengesine, 5 element arasındaki uyuma, ying yang arasındaki dengeye ve başka çeşitli faktörlere dayanıyor.
    Mekanın enerji düzeyini, zenginliği,refahı, mutluluğu, sağlığı ve daha pek çok şeyi etkileyen Çi oldukça önemli. Mekandaki nesnelerin yerleşimi, o mekanın içerisinde Çi’nin dağılımı, akışı, doğru bir şekilde hareket etmesi için çok önemli. Doğru yaptığımız bir dekorasyon, Çi’yi hem yavaşlatabilir, hem de hızlandırabilir. Aynı zamanda Çi enerjisinin kalitesini de bu şekilde etkileyebiliriz. Anlayacağınız hepsi bizim elimizde.

  2. ukarıdaki yorumda arkadaş feng shui’den bahsetmiş. Bence daha detaylı bir şekilde bahsetmeye değer. Feng shui kişinin kendisi ve çevresiyle uyumlu bir hale kavuşmasını sağlayan bir enerji.
    Taoizm ile yakından ilgili. Feng shui terimi kelimenin tam anlamıyla, İngilizce “rüzgar suları” olarak çevrilebilir. Bu, Guo Pu’nun yorumunda kaydedilen, kültürel bir kısaltmadır. Feng shui, fizyognomi (formüller ve hesaplamalar yoluyla görünüşlerin gözlemlenmesi) olarak sınıflandırılan Çin metafiziklerinin beş sanatından biridir. . Feng shui uygulaması, mimaride, çi olarak bilinen, evreni, dünyayı ve insanı birbirine bağlayan metaforik “görünmez güçler” terimleriyle ele alır.

    Feng shui’nin mistik söylemelerinin gerçek olduğunu kanıtlayan bir değil yok ancak bunu yalanlamak da doğru değil.

    Tarihte, feng shui, binaları (genellikle mezarlar gibi manevi olarak önemli yapıları değil, aynı zamanda konutları ve diğer yapıları) uğurlu bir şekilde yönlendirmek için yaygın bir şekilde kullanıldı. Kullanılan feng shui’nin özel stiline bağlı olarak, su bedenleri, yıldızlar veya bir pusula gibi yerel özelliklere atıfta bulunarak özel bir yapı inşaa edilebilir. Feng shui, 1960’lı yıllardA devlet tarafından dayatılan Kültür Devrimi sırasında Çin’de baskı altına alınmış olsa da, popüleritesini kaybetmemiş.

    Sözde Bilimler Ansiklopedisi, feng shui’nin tarihini ve uygulamasını kısaca özetlemektedir. Feng shui’nin doğayla uyumlu yaşamaya ilişkin ilkelerinin “oldukça akılcı” olduğunu ancak bilimsel olmayan iddiaların güvenilirliğini ödün vermediğini belirtmektedir. Konunun bilimsel kuşkucu yazar Brian Dunning tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesinden sonra, Dunning pratikle ilgili gerçek olan hiçbir şeyin mevcut olmadığı sonucuna varmış ve şunları belirtmiştir: Feng shui’nin arkasında gerçek bir bilim yok … Ayrıca, özünde olduğu söylenen mistik enerjilerinde bahsetmek kolaydır, ancak bunlar yoktur.
    Bu bilgileri wikipedia’dan aldım. Sizde bir başka yazınızda feng shui’yi hayatlarımızda nasıl kullanabileceğimize dair detaylı bir yazı yazarsanız sevinirim.

  3. Uzun süredir beni bu kadar etkileyen bir kitap okumadım. Aynı önsözünde yazdığı gibi bence bu kitap bu kitap herkes için yazılmamış. Herkesin bu kitabın derinliğini anlayabilmesi mümkün değil. Pek çok insan seks, aşk, intikam falan diyor bu kitap için ama öyle değil. Hayatımda ilk defa bir kitabın bu kadar çok altını çizdim.
    Hayata dair herşey var, üstelik bunu yaparken o kadar güzel ve tutkulu bir aşk hikayesi anlatılıyorki.
    O kadar güzel tespitler varki kitapta. daha önce hiç düşünmediği veya aklıma gelmeyen şeyleri düşünmemi sağladı kitap.
    Fi beni o kadar etkilediki hemen diğerlerini de okudum.
    Kitaplar bitince o kadar üzgündüm ki hemen baştan okudum.

  4. Kitapları okumadım, ama diziyi en başından beri takip ediyorum. Dizi harikaaaaaaaaaaaaa. Resmen yeni bölümleri çıktığı an izliyorum. Herkes kitapların çok etkileyici olduğunu söylüyor, yazın kitapları da okumayı planlıyorum. kitaplarla dizinin aynı olmadığını söyleyen çok insan var. O yüzden diziden sonra kitapları okursam belki beğenmeyebilirim. Ancak genede okuyacağım.
    Ben pek çok insanın tersine Duru’dan hiç hoşlanmıyorum. Bence çok ama çok hırslı. Kendi Amerikaya gitmeye kalktı hayallerini terkedemeyeceği için ama Deniz hayalllerinin peşinden koşunca onu hemen kötü adam ilan etti. Aşırı bencil bir karakter. Devamlı neden hayatının merkezinde ben yokum diyip duruyor. Adama sorarlar, neden senin hayatının merkezinde Deniz yok o zaman Duru Hanım????
    Ben açıkcası ilerleyen bölümlerde Duru’nun Deniz’e çok zarar vereceğini düşünüyorum. Denizi haketmiyor o kız.
    Ayrıca Mehmet Günsur ne kadar yakışıklı ve iyi bir oyuncu. Heryerinden karizma akıyor adamın.

  5. Kitapları bir çırpıda okuyup bitiren biri olarak dizinin beni hiç tatmin etmediğini söylemek istiyorum. Evet Mehmet Günsur ve Ozan Güven çok iyi oyuncular ama kitaptaki tiplemelerden çok farklılar. Ben kitapları okurken kafamda canlanan karakterler çok daha farklıydı çünkü kitapta çok daha farklı bi şekilde anlatılıyorlar. Hadi gene onların oyunculukları iyi. Ama Serenay’a ne demeli!!! Aynı Cansu Dere gibi sığ ve tekdüze bir oyunculuğu var. Gülerkende aynı ifade, ağlarkende.

  6. Ben bir lise öğretmeniyim. Her yıl okulumuzda Pi günü kutlamaları yapıyoruz. Öğrencilerimiz bu özel günde hem matematiğin eğlenceli bir branş olduğunu öğreniyor, hem de uluslararası arenada kutlanan bu özel güne ortak oluyorlar.
    Bilindiği kadarıyla ilk büyük Pi günü kutlaması 1988 yılında Larry Shaw tarafından San Francisco’da düzenlenmiş. Orada bulunanların bir daire etrafında yürüyüş yaptığı ve ardından da meyveli turtalar yediği bu kutlama şu güne kadar devam etmiş. Bu arada turta’nın İngilizcesi Pie, bu da pi sayısıyla aynı şekilde telaffuz ediliyor. O nedenle bu özel günde Amerika ve İngiltere’de hep turta yeniyor.
    Uzun süre boyunca farklı ülkelerde yaygınlaşan bu özel gün 2010 yılında Google’ında dikkatinden kaçmamış ve bu özel gün için bir doodle çalışması yapmışlar. Doodle’ın oldukça sevimli olduğunu düşünüyorum.
    Ülkemizde de pi günü yavaş yavaş yaygınlaşıyor. Umarım gelecekte bu özel gün daha da yaygınlaşır.

  7. Samimiyet. İki kişinin paylaşabileceği en muhteşem, en rahatlatıcı ve en tahrik edici duygu…Samimiyet, cinselliği anlamlı kılan tek şeydi Özge için. Hormonları yüzünden bedeninde biriken şeyin ancak samimiyetle boşaltılabileceğini bilecek kadar farkındaydı kendi bedeninin. Becerilmek,
    becermek değildi cinsellik. Ya da beğenilmek, beğenilmeyi deneyimlemek de değildi artık. Samimiyeti çırılçıplak deneyimleyebilmekti. Yargılamadan, yargılanmadan boşalabilmek. Bu kadarına her ihtiyacı olduğunda, gittiği tek kişiye gitti. Mahizar’a. Tanıdığı tek gerçek kadına…
    Çi kitabından altını çizdiğim yüzlerce satırdan sadece biri burası. Bu kadar açık olup,cinselliği bu kadar estetik bir görünüme kavuşturmak bence çok zordur. Azra Kohen bu işi çok iyi yapıyor.

  8. Bu da Pi’den olsun!

    …Şekilcilikle kamufle olur kötülük. Sakalı uzatır, takkeyi kafaya geçirir, kamuflaj tamamdır. Halbuki inanmak, inandığını anlamak, anladığını uygulamak ne takkeyle ne sakalla alakalıdır. Zaten anlayanın o takkeye de sakala da ihtiyacı kalmaz çünkü Yaradan ASLA şekilci değildir, şekilci olan şeytandır….
    …Acıdan kaçmayın, odaklanın. Acı odaklandığınızda küçülürken, ondan saklanmaya, görmezden gelmeye çalıştığınızda her tarafa yayılır, büyür. Sadece size değil etrafınızdaki herkese bulaşır. Hayatınızı kaplar. Odaklanın ve anlayın, acı anlaşıldığında huzura dönüşür… Kolay olmayacak ama vazgeçmediğinizde başaracaksınız…

  9. Seride şöyle bir cümle vardı;
    “Güce asla sahip olamazsın, ancak ait olabilirsin. Eğer yeterince cesaretin varsa seni seçmesini sağlayabilirsin.”
    Bayılmıştım. Bir arkadaşıma da bu felsefe Star Wars’u anımsatmıştı. Evet doğru söylüyor.

  10. Yaaa Serenay Sarıkaya ne kadar kötü ya. Resmen kitaptaki Duruyla alakası yok. Zaten dizide masum gibi gözüküyor ama kitaplarla ilgisi yok. Fi Çi Pi üçlüsünün yazarı Azra Kohen nasıl izin veriyor buna????

  11. Bu yazı nedir böyle????? Millet neleri okuyor. Siz yazmışsınız bir de bir sürü insan cevap vermiş. Sorsak bir tane klasik okumamışlardır. Alın işte son 10 yılda gençliğin geldiği hale bak.

  12. Fi Çi Pi serisini epey seviyorum ama dizi bir türlü sarmadı. bakalım 2. sezon nasıl olacak heyecanlıyız

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Comments

comments

Sık Sık Birinin Sizi Gözetlediği Hissine Mi Kapılıyorsunuz? İşte Sebebi!

fi dizisi oyuncular

Pazar Köşesi (14-21 Mayıs 2017)